Aydınlara, halkımıza ve askerlerimize açık çağrı...2006 yılı dünyamızı on beş yıldır kasıp kavuran emperyalist saldırganlığın iyice kontrolden çıktığı bir dönemin başlangıcı oldu. Dünyanın kapitalist merkezlerindeki korunaklı inlerinde oturan sermayedar efendiler, Ortadoğu'nun yoksul haklarının üstüne bombalar yağdırıyorlar. Dün sopalarla Filistinli gençlerin kollarını kıran, keskin nişancı ateşi ile çocukları öldüren İsrail devleti bugün de Lübnanlı bebekleri öldürmektedir. Dünya âlem biliyor ki bu savaş batılı emperyalistlerin planladıkları çok daha büyük bir saldırının parçasıdır. Kana susamış Avrupalı, ABD'li efendilerin ve onların yerli işbirlikçilerinin gözünde insan yaşamının, hele de bir Türkün bir Kürdün bir Arabın yaşamının hiçbir değeri yoktur. Bu vahşet tablosu karşısında ülkemizi yönetenlerin kılları kıpırdamıyor, hatta zalimden yana tavır alabilmek için bin türlü bahane uyduruyorlar. Lübnan'a Filistin'e gönderdikleri üç kuruşluk insani yardımı katillere verdikleri desteği gizlemek için kullanıyorlar. Medyanın köşe başlarını tutmuş kara vicdanlı satılmış kalemler mazlumların kanıyla beslenen bir düzeni kutsamaktan utanmıyorlar. Bu arsızlık ve onursuzluk gösterisinde varılan son nokta Lübnan'a asker gönderilmesi tasarısıdır. Hükümet bu yönde bir karar almış ve meclisi toplantıya çağırmış bulunuyor. Sözde "Barış Gücü" bölgeye daha fazla kan ve gözyaşı getirecek bir işgal kuvvetinden başka bir şey değildir. ABD, AB ve İsrail'in emperyalist çıkarlarına hizmet edecek bu silahlı işgal gücünde yer almak kendi kardeşlerimize kurşun sıkmak ya da onlara kurşun sıkılmasına destek olmak anlamına gelecektir. AKP hükümeti tüm gücü ile Lübnan'a asker gönderilmesini istemektedir, çünkü sadece maşası oldukları ABD, AB ve İsrail'in değil Türkiyeli zenginlerin, sermayedarların çıkarı da bu yöndedir. Efendilerine, halk çocuklarının kanını satarak hizmet etmektedirler. Bugün, dünyadaki savaşın adı konulmuştur. Bu savaş barbarlığa karşı insanlığın savaşıdır, kudurmuş emperyalist sürüler karşısında ezilen halkların savaşıdır, işgalci siyonistler karşısında yurtseverlerin savaşıdır, işbirlikçi vatansız zenginler karşısında yurdunu savunan emekçilerin savaşıdır, yaşamdaki tek değeri para olan vicdansızlar karşısında insanlık onurunun savaşıdır. Ve bugün bu savaşta kimsenin tarafsız kalmak gibi bir lüksü yoktur. Aydınlar, sanatçılar, Aydın olmak insanlığa karşı sorumluluk taşımak demektir. Ayağa kalkın ve emperyalist vahşete dur demek için sesinizi yükseltin. Bugün bunu yapmazsanız tarih karşısında hesabını veremeyeceğiniz bir suça ortak olmuş olacaksınız. Yurttaşlar, Susmak kabullenmektir. Evdeki rahat koltuğumuza uzanıp olan bitene seyirci kalmak, Irak'ta Lübnan'da bebekler katledilirken, soysuz katiller İran ve Suriye halkına tehditler savururken geceleri kaygısızca uyumak katillerle destek olmak anlamına gelir. Ve bu ahlaksızca saldırı bizim kapımıza dayandığında, bizim çocuklarımızın kanı akıtılmaya başlandığında, bizim yurdumuzun toprakları düşman çizmeleriyle kirletildiğinde çok geç olabilir. Vakit kaybetmeden emperyalizme karşı barış mücadelesine omuz verin. Sizden sizi temsil edecekleri yalanıyla oy alan "vekillerinizin" hepinizin karşısında olduğu ABD ve İsrail'in yanında savaşmak, ölmek, öldürmek için evlatlarınızı Lübnan'a yollamalarına izin vermeyin. Asker arkadaş, Bir askerin görevi yurdunu, halkını ve insanlığı savunmaktır. Zayıfların canına, ekmeğine, vatanına göz dikmek alçaklıktır ve ne kadar güçlü olursanız olun size onur kazandırmaz. Seni barış gücü diye Lübnan'a gönderip kardeşine kurşun sıkmanı isteyecekler. Sen de bir ananın evladısın ve hiçbir ana çocuğunu katil olsun diye, masumlara kurşun sıksın diye büyütmez. Ülkeyi yöneten işbirlikçiler sana Lübnan'a gitme emri verirlerse bil ki bu emir suça teşviktir, adaletsizdir. Böylesi bir görevde sana verilecek para, unvan, madalya her ne varsa kanla kirlenmiş olacaktır; kendi evladın gibi, anan, baban, kardeşin gibi masum insanların kanıyla. Onurunu kirletmelerine izin verme. Bırak o kadar heveslilerse meclisteki efendiler kendileri gitsin, kendi çocuklarını göndersinler can pazarına. 30 Ağustos 2006 Çarşamba Barış Derneği |
|