Terörün olmadığı bir dünya için…21.yüzyıl bir terör yüzyılı olarak başladı. Bu emperyalist terördür. Soğuk savaşın galibi emperyalistler önce mağlup ülkelerin kaynaklarını oralardaki işbirlikçileri ile birlikte yağmalayarak "zafer"lerini kutladılar. Bu yağmaya karşı çıkmaya çalışan halklar ise NATO uçaklarının bombalarıyla tanıştı. Eski Yugoslavya halkları bunu yaşadı. Sonra bir yeni dünya düzeni kurmaya giriştiler. Balkanlardan Kafkaslara, oradan Afrika'ya kadar tüm dünyaya kendi düzenlerini dayatmaya başladılar. Bu yeni düzen genişleyen NATO'dur, büyüyen Avrupa Birliği'dir. Bu yeni düzen özelleştirmedir, sosyal güvenliğin tamamen tasfiyesidir, bu yeni düzen işsizliktir, açlıktır, sefalettir. Ve bu yeni düzen kendisine karşı çıkışı da kendisi yarattı. İslamcı terörün, ABD'nin sosyalizme karşı savaşsın diye yetiştirdiği eli ve yüreği kanlı, karanlık kafalı canilerin işi olduğunu dünyada bilmeyen kaldı mı? Emperyalizme karşı çıkış gibi görünen bu terör, sadece emperyalist yetiştirmesi olmakla kalmıyor, aynı zamanda sürekli emperyalistlerin hesabına çalışıyor, 11 Eylül saldırısı ABD'nin tüm dünyadaki enerji kaynaklarını kontrol edeceği noktalara yerleşmesini sağladı. Afganistan ve Irak işgalini haklı göstermek için kullanıldı. Ardından devam eden terörist saldırılar, Türkiye'de, İngiltere'de ve başka yerlerde halkın, emperyalizmin saldırı ve işgallerine karşı çıkışını kırmak için kullanıldı ve kullanılmakta… Emperyalistler bir yandan kendi terörlerini sürdürürken bir yandan da bu teröre bütün karşı çıkışları terör yaftası altında toplayarak bir de propaganda terörü uyguluyor. Irak'ta işgale karşı direnen halkı terörist olarak nitelendiriyor. Dünyanın her yerindeki barış savaşçıları, emperyalist işgal ve terörün karşısında Irak'ta direnen halkın ise yanındadır. Irak halkı sadece kendi ülkesi ve onuru için direnmiyor. Irak'ta işgalcilerin saplandığı bataklık ABD, AB ve diğer emperyalist orduların bölgede Suriye ve İran başta olmak üzere diğer ülkelere saldırmasının önünü kesiyor. ABD'nin Irak'ta saplandığı batak kendi arka bahçesinde inisiyatifi ele almasını zorlaştırıyor, Latin Amerika halklarının emperyalizm karşısında aldığı yolu kolaylaştırıyor. Irak'taki direniş Küba, Venezüella ve diğer Latin Amerika halklarının denedikleri yeni kuruluş ile birleşince emperyalizme karşı çıkışın ve dünya barışı için mücadelenin eksenini oluşturuyor. Bu eksen, emperyalizmin iç sorunlarıyla birleştiğinde, emperyalizmin inisiyatif kaybetmeye başladığının işaretlerini veriyor. Başta ABD ve AB olmak üzere tüm emperyalist odaklar, kendi çıkarları için her tür savaş, işgal ve terör eylemini bizzat uygular ve desteklerken kendisini bu saldırılardan korumaktan başka amacı olmayan ülkeleri "şer ekseni" olarak ilan ediyor. Suriye'nin, İran'ın ve elbette Kuzey Kore'nin başına gelen budur. Dünya barışı için ve terör'e karşı mücadele öncelikle bu emperyalist plana karşı mücadeleden geçiyor. Bu ülkelerin kendilerini savunmaları hem uluslararası hukuk kuralları hem de dünya barışının geleceği açısından en temel haktır. Bu çerçevede Kuzey Kore'nin nükleer silahları emperyalistlerin dünyayı birkaç kez yok edecek kadar güçlü nükleer silahları karşısında meşru bir savunma aracıdır. Dünya barışı için yeryüzündeki tüm nükleer silahların yok edilmesi elbette çok önemli bir adımdır. Ancak bu silahları yok etmeye önce emperyalist ülkeler başlamalıdır. Barış savaşçıları, Kuzey Kore'yi emperyalist silahların tamamen yok edilmesiyle birlikte elindeki silahları imha etmeye çağırmaktadır. Emperyalizmin bölgemizdeki bir diğer oyun alanı Kıbrıs'tır. Bugün Kıbrıs'ta "çözüm" diye dayatılan planların temelinde adayı emperyalizmin Doğu Akdeniz'deki yeni bir askeri ve siyasi üssü durumuna getirme niyeti yatmaktadır. Kıbrıs halkının bağımsız ve birleşik bir toplum olarak kendi yolunu çizebilmesi için Türkiye ve Yunanistan ile birlikte, AB ve ABD başta olmak üzere bütün emperyalist silahlı güçlerin Kıbrıs'ı derhal terk etmesi, emperyalist üslerin kapatılması, AB üyeliğinin iptali ve emperyalistler tarafından dayatılan sahte çözüm yollarının toptan reddedilmesi gerekmektedir. Ülkemiz, Türkiye, tüm bu işgal ve terör ortamında bir hedef ülke konumundadır. ABD ve AB emperyalizmi eliyle bir yandan işgallere ortak edilmekte diğer yandan tüm kaynakları AB ile entegrasyon yalanları çerçevesinde yağmalanmakta ve bunların yanında zaman zaman emperyalizm yetiştirmesi islamcı terörün hedefi olmaktadır. Emperyalizm ve onun içerideki işbirlikçileri ülkemizi bir teslimiyet noktasına getirmiştir. Barış mücadelesi öncelikle bu teslimiyete karşı verilen mücadeledir. Ülkemiz, diğer yandan, birkaç yıl sonra yeniden bir şiddet ortamına girmiştir. Türk ve Kürt halkını birbirine düşman etmekte olan bu şiddet durmalıdır. Bu çerçevede elbette "silahlar susmalıdır". Ancak barış hiçbir zaman sadece savaşsızlık demek değildir. Kalıcı barış için emperyalizm elini bölgeden çekmeli ve ülkemizde savaşı yaratan ortam ortadan kaldırılmalıdır. Bunun tek yolu ülkemizin tüm halkların kardeşçe yaşadıkları bağımsız bir eşitlik ve özgürlük toplumu haline gelmesidir. Biz her yaş, kesim ve kökenden barış savaşçıları, 2005 yılının, ülkemiz ve dünyamız için bir yandan karanlık ve bir yandan bu karanlığı yırtmaya kalkan aydınlığın mücadelesiyle geçen bu günlerinde, bu 1 Eylül Dünya Barış Gün'ünde sizleri;
Ve bu belgeyi imzalarınızla güçlendirmenizi bekliyoruz. |
|