TSK’nin kara operasyonuyla ilgili dernek açıklamasıHükümet ve Genelkurmay gözümüzün için baka baka yalan söylüyor Türkiye hızla bir savaşa sürükleniyorSon dört ay içinde Amerikalı, İngiliz, İsrailli, Iraklı ve Türk üst düzey siyasi ve askeri yetkililer arasındaki sıklaşan diplomatik trafiğin “hayra alamet olmadığını” söylüyorduk. Bizi yanıltmadılar. AKP hükümeti ve Genelkurmay’ın ortak kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri, görünüşte PKK’ya karşı ancak aslında emperyalist çıkarları korumak ve kollamak uğruna “bir meçhule doğru” sınırı geçti. Başbakan, “Harekâtın kapsamı ve sınırları bellidir. Hedef sadece Kuzey Irak’taki PKK kamplarıdır” diyor. Genelkurmay, Başbakan’ı teyit ediyor ve ekliyor “Türk Silahlı Kuvvetleri planlanan hedeflere ulaşılmasından sonra, en kısa zamanda yurt içine dönecektir.” Biz de diyoruz ki, TSK’nin Irak topraklarına girmesinin Türkiye’nin ya da Ortadoğu’nun herhangi bir sorununun çözüme kavuşturulmasıyla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Bu operasyon, başta ABD olmak üzere emperyalistler eliyle ülkemizin sıkça ateş hattına sürüleceği bir dönemin açılışını yapmıştır. Başbakan, “Bu harekâtın milletimiz, kardeş Irak halkı ve bölge barışı için hayırlı olmasını diliyorum” diyor. Genelkurmay destekliyor ve “İcra edilen harekâtın, bölgenin teröristler için kalıcı ve güvenli bir üs bölgesi olarak kullanılmasını önleyerek, Irak’ın istikrar ve iç barışına da katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir” deyiveriyor. Biz de diyoruz ki, Irak işgalinde ABD’nin yanında yer alamamış olmayı “Türkiye’nin başına gelmiş olan en büyük felaket” olarak görenler mi, bölge barışına katkıda bulunacaklar? Başta Filistin ve Lübnan olmak üzere bölge halklarına yönelik her İsrail saldırısında ABD’yle birlikte İsrail yanında saf tutanlar mı, “barış”tan söz ediyorlar? ABD’nin, Avrupalı emperyalistlerin ve İsrail’in, Suriye ve İran’a savurdukları tehditlerin elçiliğini üstlenmiş olanlar mı, “istikrar” sağlayacaklar? Bu operasyonun ne ülkemize ne de Ortadoğu halklarına herhangi bir biçim altında “barış” veya “istikrar” getirmesi mümkün değildir. Harekâtla ilgili yaptıkları açıklamalarda “Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarından” ve “Irak’ın toprak bütünlüğüne verdikleri önem”den söz eden Başbakan ve Genelkurmay, söz konusu olan başkalarının uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları, başkalarının toprak bütünlüğü olduğunda farklı telden çalıyor. Özellikle bu başkaları emperyalist ağabeylerin suyuna gitmeyenlerden ise. Yugoslavya’nın parçalanmasının bütün aşamalarında emperyalistlerin ve onların desteklediği işbirlikçi iktidarların yanında yer almamış ve özellikle1999 yılında ortada herhangi bir Birleşmiş Milletler kararı olmamasına rağmen NATO tarafından Sırbistan kentlerine yönelik gerçekleştirilen 78 günlük hava saldırısına askeri güçle katılmamış gibi. Balkanlar’dan, Afrika’ya Ortadoğu’dan Afganistan’a onlarca ülkede emperyalist çıkarları korumak ve kollamak uğruna askeri operasyonlarda görev üstlenmemiş gibi. En son Kosova’nın Sırbistan’dan kopartılmasında “ilk tanıyan ülkelerden biri” olmak gibi emperyalist merkezlere yaranmaktan başka bir işe yaramayacak olan bir hevese kapılmamış gibi. Balkanlar ve Kafkaslar başta olmak üzere şimdiye kadar pek çok ülkenin emperyalistlerce parçalanmasının hevesli bir destekçisi olan, ancak kendi ülkesinin başkentinde sarı, kırmızı, yeşil renkli bayrakları görünce “bölücü örgüt propagandası yapıldığı” paranoyası yaşamaya devam edenlerin, bu ülkenin gerçekten bölünmesinin önüne geçmesi beklenemez. Barış Derneği, hangi gerekçeyle olursa olsun Türk Silahlı Kuvvetlerinin ülke sınırlarının dışına gönderilmesine karşı çıkmakta, dolayısıyla sınırı geçen birliklerin derhal geri çağrılmasını istemekte ve hali hazırda ülke dışında olan diğer bütün askerlerin de derhal geri dönmesini talep etmektedir. Barış Derneği Not: açıklamanın pdf dosyası için tıklayınız. |
![]() |