Ortadoğu Barış Konferansı Sonuç Bildirgesi
İstanbul, Türkiye 12-13 Ocak, 2008
Dünya Barış Konseyi ve Barış Derneği tarafından ortaklaşa düzenlenen Ortadoğu Barış Konferansı Bildirgesi
14 Avrupa ve Ortadoğu ülkesinden 16 Barış Örgütü temsilcisi İstanbul’da bir araya gelerek, verimli bir tartışma gerçekleştirdiler ve ardından aşağıdaki bildirgeyi kaleme aldılar:
Ortadoğu Barış Konferansı
- Yarım yüzyıldan uzun bir süredir, Ortadoğu savaşın, emperyalist saldırganlık ve müdahalenin merkezi olmuştur. Ortadoğu halklarının barış ve güvenliği tehdit altındadır. Barış Konferansı, savaş politikalarına derhal son verilmesini talep etmektedir. Buna karşılık, barış konferansı bölgede ve dünyada barışçıl ilişkilerin geliştirilmesini savunmakta ve Ortadoğu halklarının esenliğinin artırılması çağrısında bulunmaktadır.
- Büyük Ortadoğu Projesi bölgeye dönük emperyalist planların temel çerçevesini oluşturmaktadır. Bu proje, Amerika’nın, emperyalist çıkarları doğrultusunda doğal kaynaklara ve ticaret yollarına ulaşmasını garanti almayı amaçlayan ve onun jeostratejik çıkarlarını bölgede yaşayan halkların hakları pahasına dayatan hegemonik bir plandan başka bir şey değildir. Diğer yandan, bölge üzerinde ABD ve AB arasında artan rekabet bu pojenin etkilerini derinleştirmektedir. ABD ve müttefikleri tarafından bölgeye dönük olarak gerçekleştirilen tüm planlar ve projeler ile bu politikaların uygulanmasından kaynaklanan saldırganlık derhal sona erdirilmelidir.
- Yakın zamanda gerçekleştirilmiş olan Annapolis Konferansı ve Bush'un bölgeye yaptığı ziyaret gibi, daha genel ABD planları doğrultusunda tasarlanmış olan ABD hamleleri meseleyi daha da karmaşıklaştırmakta ve keskinleştirmektedir.
- Emperyalist saldırganlık sözde “terörle mücadele” ve “demokratikleştirme” kavramları üzerinden meşruiyet arayışı içindedir. Bu saldırganlığa karşı halkların direnişi de terör olarak nitelendirilmektedir. Ancak, özelikle son yıllardaki gelişmelerin bir kez daha kanıtlamış olduğu gibi, gerçek terör emperyalist saldırganlığın kendisidir. Bölge halkları sahte demokratikleştirme kavramına karşı sağlam bir duruş sergilemelidirler.
- Irak’ın ABD ve müttefikleri tarafından işgali, bugün, Ortadoğu’da yaşayan tüm halklara dönük en büyük tehdit niteliğindedir. Bir ülke yerle bir edilmiş, yüzbinlerce insan ölmüş ve ülkenin tüm altyapısı harap edilmiş durumdadır. Irak halkı bugün barıştan kesinlikle uzak, belirsiz bir gelecekle karşı karşıyadır. Irak’ın işgali derhal ve koşulsuz olarak sona erdirilmelidir. Ülkedeki tüm yabancı birlikler derhal geri çekilmelidir. Irak halkının kayıpları tazmin edilmelidir.
- Coğrafi olarak Ortadoğu’nun dışında olsa da, Afganistan’daki emperyalist işgal bölge ile doğrudan bağlantılıdır. Bu ülkedeki yabacı birlikler derhal çekilmeli ve egemenlik ülke halkına geri verilmelidir.
- Avrupa Birliği’nin militrarizasyonu süreci dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Ortadoğu’da da giderek daha etkili olmaktadır. AB'nin Balkanlar, Orta Asya, Afrika ve Ortadoğu'daki askeri müdahaleleri sürmektedir ve bunlar mahkum edilmelidir.
- NATO’nun varlığı ve bu örgütün genişletilmesi eğilimi, Ortadoğu ve Kafkaslar gibi yakın bölgeler üzerinde çeşitli etkilerde bulunmaktadır. Gürcistan'ın muhtemel NATO üyeliği yalnızca bu ülkenin komşuları için değil onu çevreleyen çok daha geniş bir bölge için yeni bir tehdit unsuru olacaktır. NATO’nun bölgedeki genişlemesi derhal durdurulmalıdır.
- Türkiye’dekiler de dahil olmak üzere Ortadoğu’daki yabancı askeri üslerin varlığı bölgede yaşayan tüm halklar için bir tehdit kaynağıdır. Avrupa’daki ABD ve NATO üsleri Ortadoğu için savaş anlamına gelmektedir. Bu üslerden savaş ve yıkım çıkmaktadır. Bu üsler bulundukları ülkelerde, çevre felaketlerine, toplumların haklarının kısıtlanmasına neden olmakta ve bölgenin ekonomik olarak gelişmesini engellemektedir. Bu üslerin tamamı derhal kapatılmalıdır.
- İsrail, onyıllardır olduğu gibi, emperyalizmin Ortadoğu’daki en önemli ajanı rolünü oynamaktadır. Filistin sorununda oynamaya devam ettiği rol ve 2006'da Lübnan'a gerçekleştirdiği saldırı bu gerçeği bir kez daha kanıtlamıştır. İsrail'in bu faaliyetleri mahkum edilmelidir. İsrail, Filistin ve Lübnan'a yönelik saldırganlığına son vermelidir. Lübnan'a uygulanan ambargo kaldırılmalıdır. İsrail 1967'den beri işgal altında tuttuğu tüm Filistin, Lübnan ve Suriye topraklarından çekilmelidir. Lübnanlı, Filistinli ve diğer Arap siyasi mahkumlar serbest bırakılmalıdır.
- Filistin sorunu, bölgede barış zeminini ortadan kaldıran en önemli konulardan biri olmayı sürdürmektedir. Filistin topraklarındaki İsrail yayılmacılığı derhal durdurulmalıdır. Filistin topraklarının işgali anlamına gelen yasadışı yerleşimler kaldırılmalıdır. Güvenlik duvarı denen, bölgede barışın önündeki en büyük engel işlevi gören duvar yıkılmalıdır. İsrail'in yanısıra, 1967’deki sınırlarıyla ve başkenti Doğu Küdüs olan bağımsız bir Filistin Devleti kurulmalıdır. Mülteciler sorunu ve Filistinli mültecilerin geri dönüşü meselesi 194 sayılı BM kararı ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda çözüme bağlanmalıdır.
- ABD ve müttefikleri Irak sonrasında yeni hedeflere odaklanmaktadır. İran’ın nükleer enerji geliştirme faaliyetleri bu ülkeye dönük emperyalist saldırıların temelini oluşturmuştur. Bu saldırgan politika, ABD gizli servis raporlarında dahi İran'ın nükleer silah geliştirmekte olduğunun yalanlanmasına rağmen devam etmektedir. İran'a dönük emperyalist saldırganlık derhal durdurulmalıdır. Bu ülkeye dönük ekonomik yaptırımlar kaldırılmalıdır. ABD ve müttefiklerinin egemen bir devletin iç işlerine karışmaya hakkı yoktur.
- ABD, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’da askeri füze kalkanı üsleri kurma planlarına bahane olarak, İran ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni asılsız şekilde nükleer tehdit olarak göstermektedir. Asıl amacı herhangi bir karşı saldırı tehlikesi olmaksızın ilk saldırıyı gerçekleştime kabiliyetini kazanmaktır. ABD’nin füze kalkanı geliştirme politikası durdurulmalıdır.
- Emperyalizmin bölgedeki bir diğer siyasi hedefi Suriye’dir. Bu ülkeye ve halkına dönük emperyalist saldırganlığa son verilmelidir. İsrail işgal ettiği Golan tepelerinden çekilmelidir.
- Lübnan, Filistin, Suriye, İran, Irak, Afganistan, Pakistan, Somali ve Sudan halklarına dönük emperyalist saldırganlık artmaktadır. Barış güçleri emperyalizmin bu saldırganlığına karşı daha aktif bir mücadele yürütmelidir.
- Emperyalizmin egemenlik kurmak için kullandığı bir diğer araç da, ülkelerin ve halkların dini ve etnik temelde bölünmesidir. Bu, kuşkusuz bölgede barışı zorlaştıran bir etmendir. Bu yöntemin karşısına ulusal egemenlik ve bölgesel birlik kavramları çıkartılmalıdır. Mevcut ulusal sınırlar korunmalıdır.
- İsrail’in nükleer cephaneliğinin ortadan kaldırılmasından başlanarak, nükleer silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu tesis edilmelidir.
- Türkiye’nin Kuzey Irak’a dönük askeri operasyonları durdurulmalıdır. Bu saldırılar yalnızca emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet etmektedir.
- Kıbrıs sorunu, BM kararları, uluslararsı hukuk ve iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyonu gözeten üst düzey anlaşmalar yoluyla çözümlenmelidir.
- Konferans, Sırbistan halkıyla dayanışma içinde olduğunu, toprak bütünlüğünü ve Kosova ve Metohiya özerk bölgeleri üzerindeki egemenliğini korumak ve bu önemli sorunları Kosova ve Metohiya’ya genişletilmiş özerklik veren görüşmeler yoluyla çözmek konusundaki meşru çabalarını desteklediğini bildirir. BM Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararı (1999 yılı) ve BM Sözleşmesi’nin temel ilkelerine aykırı olarak Kosova ve Metohiya’ya bağımsızlık verildiği takdirde, bu hareket uluslararası ilişkilerde bir kaos ve kanunsuzluk döneminin yolunu açacaktır.
|