Dünya Barış Konseyi Asamblesi Sonuç BildirgesiKarakas, 9-10 Nisan 2008 Dünya Barış Konseyi Asamblesi, 76 ülkenin 126 örgütünden 265 delege ve 285 katılımcı ile 9-10 Nisan 2008 tarihinde Karakas'ta başarıyla tamamlandı. Zengin ve verimli bir tartışmanın ardından, Asamblenin katılımcıları dünya halklarına duyurmak üzere aşağıdaki sonuç bildirgesinde karar kıldılar. Mayıs 2004'deki son DBK Asamblesinden beri gelişmeler sonucu, insanlığın durumu çetrefilleşmeye devam etti. Duruma damgasını vuran, dünya için yeni bir savaş ve zulüm düzenini oluşturup oturtmaya çalışan ABD'nin saldırganlığı yoğunlaşan dünya stratejisidir. İnsanlık bir bütün olarak emperyalist politikaların hızlanarak saldırganlaşmasıyla karşı karşıyadır. Egemenliğini garantiye almak için sürdürdüğü kararlaştırılmış faaliyeti, enerji, stratejik kaynaklar, jeopolitik ve jeostratejik hakimiyet için azgınlaşarak kabaran bir rekabetle el ele gitmektedir. Bu durum, özellikle Balkanlar, Avraysa ve Afrika gibi ekonomik ve jeopolitik hakimiyet için stratejik önemi yüksek bölgelerde keskinleşiyor. Öte yandan, çeşitli ülkelerdeki birtakım gelişmeler, keyfi ve tek yanlı insan hakları ve uluslararası hukuk ihlalleri nedeniyle siyasi izolasyonu artan emperyalizmin yolunun tıkanmasına yardım ediyor. Emperyalizmin Latin Amerika ve Ortadoğuda gördüğü tarzda direnişler, dünya halklarına adil ve barışçı bir dünya için umut kaynağı oluşturuyorlar. DBK, uluslar arasında, askeri tehditlerden ve emperyalist egemenlikten uzak, eşitlikçi siyasi ilişkiler ve dünyada BM sözleşmesinin barışçı ilkelerine dayanan bir barış ve adalet düzeni çağrısı yapmaktadır. Bugün, ABD yönlendirmesinde emperyalizm, bütün ülkelerin ulusal egemenliğini ve sınır bütünlüğünü tehdit etmektedir. Emperyalistlerin hemen her bölgedeki bütün güncel müdahaleleri, ülkelerin bölünmesi ve halkların savaş ve kanla ayrılmalarıyla sonlanmıştır. Kosova'nın tek yönlü bağımsızlık ilanı, emperyalizmin "böl ve yönet" politikasının son çarpıcı örneği olmuştur. Ayrılıkçı fikirler, emperyalizm tarafından desteklenmekte ve manipüle edilmektedir. Varolan devletlerin bölünmesiyle oluşturulan sözde "bağımsız" devletler, emperyalist faaliyetlerin üssü olmaktan başka bir işe yaramayan kukla örgütler olup çıkmaktadır. Bu nedenle dünya barış hareketinin emperyalizmin bu "böl ve yönet" politikasına karşı sağlam bir duruş sergilemeli ve ulusal egemenlik ve sınır bütünlüğü kavramlarının altı çizilmelidir. Dünya barışı ve insani değerlere bir başka tehdit de gerici, bağnaz, muhafazakar ve ırkçı fikirlerin kapitalistlerin ve emperyalistlerin çıkarlarına uygun bir biçimde yayılmasıdır. DBK ve dünya barış hareketi, gerici fikirler ve ırkçılığa karşı faaliyetleri güçlendirerek, insancıl ve ilerici fikirleri desteklemelidir. Neo-liberal politikaların dünya çapında uygulanması, emekçi sınıfların ve genel olarak hem gelişmekte olan ülkelerdeki hem de gelişkin kapitalist ülkelerdeki halkların ekonomik durumunu kötüleştiriyor. Kapitalist yeniden yapılanmanın ve neo-liberal politikaların desteklenmesi ve emekçilerin kazanımlarının inkarı, esnek istihdamın yaygınlaştırılıp toplu sözleşmelerin feshi ve tüm sektörlerde genelleştirilen özelleştirmeler, yoksulluk, işsizlik, açlık ve sefaletin artışıyla sonuçlanıyor. Toplumsal problemler ve gerginlikler artıyor. Hoşnutsuzluk büyüyor ve emekçi sınıflar, dünya barış hareketinin bağlantı kurabileceği ve kurması gereken bir mücadele veriyorlar. DBK, asıl sorumluluğu ABD'de olan yükselen askeri harcamaları kınar ve askeri bütçelerde ciddi kısıtlamalara gidilip kaynakların sosyal güvenlik, eğitim ve insanca yaşamaya ayrıldığı toplumsal harcamalara aktarılmasını talep eder. Uluslararası ilişkiler giderek militarize oluyor. Avrupa birliği uluslararası ilişkilerinde karşılaştığı potansiyel ve ortaya çıkan çatışmalarında, süregiden savaşlarında giderek daha sık saldırgan tutumlar takınıyor. Kendisini dünya hakimiyetinin saldırgan işbirliği olarak kurgulayan NATO ile Avrupa Birliği'nin suç ortaklığı, yalnızca dünya barışı için bir tehlike değil, aynı zamanda Avrupa halkları için bir intihar politikasıdır. NATO adlı terörist örgüt, dünya halklarının üzerindeki en büyük tehditlerden biri olmaya devam etmektedir. NATO nereye müdahale etse, uluslararası hukukun temel ilkeleri ve BM kuruluş sözleşmesi utanmazca ihlal edilmektedir. Yugoslavya, yeni NATO doktrininin ulgulama alanı olmuş, daha önce Afganistan işgali NATO birliklerince gerçekleştirilmişti. NATO'nun genişlemesi tüm dünyayı tehdit etmektedir. Bu bağlamda, DBK, ülkelerinin NATO'ya üye olmasına çoğunlukla karşı çıkıp NATO'nun dağıtılmasını talep eden Ukrayna halkını selamlamaktadır. DBK, birer savaş ve saldırganlık aracı olan yabancı askeri üslerin dağıtılması talebiyle büyümekte olan hareketlerle dayanışma içindedir. "Teröre karşı savaş" kavramı, benzerleriyle birlikte, emperyalistler tarafından özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika halkarının demokratik haklarını kısıtlamak için kullanılmaktadır. Baskı ve devleti uygulamaları son dönemlerde, polis ve benzeri baskıcı güçlerin kanlı saldırılarıyla demokratik haklar ve özgürlüklere yönelmiştir. Yüzlerce masum sivilin yasa dışı kaçırılması ve tutuklanmasını da içeren CIA faaliyetlerinde Avrupa devletlerinin onayı ve Avrupa havaalanlarının kullandırılması, resmi olarak kabul edilmiştir. İnsanların izlenmesinden DNA bilgileri de içeren veritabanları düzenlenmesine kadar canavarca bir izleme sistemi tertip ediliyor. Aynı zamanda ideolojik saldırı büyüyor ve tarihin çarpıtılması emperyalizmin suçlarını haklı çıkaracak biçimde abartılmaktadır. Emperyalizm altında boyun eğmeyen her ülke "demokrasi dışı", direnen her halk da "terörist" kabul edilmektedir. Avrupa'da faşizmin canlandırılması denenmektedir. Genç nesillerin aklını zehirlemek için ilerici hareketlere çamur atılmaktadır. DBK, halk hareketleriyle birlikte demokratik hakları, ilerici hareketin tarihini, tutumlarını ve özgürlük ve toplumsal ilerlemenin insanlarının dökülen kanlarını savunur. Emperyalizm tarafından egemenliğini perçinlemek için desteklenen ideolojik karanlık çağın durdurulması için bütün gücümüzle savaşacağız. Öte yandan, Afganistan'ın işgali üzerinden 7, Irak'ın işgali üzerinden 5 yıl geçmiştir. Ancak ABD Irak'ta durdurulmuş, planları bozulmuş ve bu sayede yeni saldırganlıkları ertelenmiş veya iptal edilmiştir. DBK, Irak halkı ve meşru hakkı olan işgale karşı koyuşu ile dayanışmasını ifade eder. DBK, Irak işgalinin derhal ve koşulsuz durdurulması, ülkedeki tüm yabancı birliklerin çekilmesini ve Irak halkının kayıplarının telafisini talep eder. Dünya halkları halen nükller savaş tehtidiyle karşı karşıyadır. Sözde "Kuzey Kore nükleer krizi", de bariz biçimde NPT rejiminin ayrımcı tavrından kaynaklanmaktadır. Nükleer teknolojilerin ve emperyalizmin dağıtım sistemlerinin gelişimi Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge oluşturma fikrini geçersizleştirmiştir. Nükleer silahların ortadan kaldırılması insanlığın tümü için acil bir görevdir. Bugün dünyanın her yerinde Nükller silahların yok edilmesi talebi büyümekte. DBK, 2010 Nükleer yayılmazlık anlaşması gözden geçirme toplantısı yaklaşırken, nükleer silah sahibi tüm ülkelerin nükleer cephaneliklerinin temizlenmesine dair somut adımlar atmaya çağırmaktadır. ABD yönetimi "çifte standart" uygulayarak İran üzerindeki baskılarını meşrulaştırmaya çalışıyor. Oysa ABD'nin kendi Ulusal İstihbaratı dahi İran'ın her yerine ulaşırken, sözde nükleer silahlanma programının bir izi yok. DBK, gündeme öncelikle ABD ve İsrail'in nükleer mühimmatının alınmasını ve bu ülkelerin insanlığa oluşturdukları nükleer tehdide karşı önlemler alınmasını önerir. Ortadoğu, İsrail'in nükleer mühimmatından temizlenerek Nükleer silahtan arındırılmış bölge yapılmalıdır. DBK, başta ABD olmak üzere emperyalist ülkelerin İran ve Suriye'ye karşı saldırgan tutumunu kınar, ve tüm barış örgütlerini ve insanları bu ülkelere karşı olası bir saldırıya karşı uyanık olmaya davet eder. İran halkının savaşa ve ABD, AB ve İsrail'in askeri tehditlerine karşı hareketini destekler. İran'ın ilerici güçlerinin barış, demokrasi ve sosyal adalet yönünde mücadeleleri ile dayanışmasını ilan eder. DBK, İran üzerindeki ekonomik baskının kaldırılmasını ve İsrail'in işgali altındaki Suriye'nin Golan tepeleri ve Lübnan'ın Şeba çiftliklerinin işgalinin kaldırılmasını talep eder. Gazze şeridindeki sivil halka son İsrail saldırısı, Filistin halkına karşı sürekli bir soykırımın devam ettiğini bir kez daha gösterdi. İsrail'in Filistin topraklarındaki yayılmacılığı derhal durdurulmalıdır. Filistin toprağının işgali anlamına gelen yasadışı yerleşim yerleri temizlenmelidir. Bölücü duvar yıkılmalıdır. DBK, Filistin halkının İsrail baskısına karşı mücadelesini selamlar ve problemin tek adil ve olası çözümünün 1967 sınırları içinde, başkenti doğu Kudüs olan bir bağımsız Filistin devletinin kurulması olduğunu yineler. Mülteci sorununun çözümü ve Filistin mültecilerinin dönüşü, BM Konseyi 194 nolu kararı ve BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda olmalıdır. İsrail hapishanelerindeki Filistinli ve diğer Arap tutsaklar özgür bırakılmalıdır. İsrail devleti kimyasal silahlar konvansiyonunu onaylamalı, Uluslararası Atomik Denetim anlaşmasına uymalıdır. Filistin'de sivillere karşı yeni dalga saldırganlıklara ve seyreltilmiş uranyum kullanımına dair bir araştırma misyonu başlatılmalıdır. DBK tüm devletleri İsrail ile her türlü askeri ve güvenlik bağlantısını acilen kesmeye çağırır. Afganistan'da süregelen ABD ve NATO müdahalesi, Güney, Orta ve Batı Asya'nın kavşaklarını kesmek için tasarlanmış bir denemedir. DBK, bu ülkedeki tüm yabancı kuvvetlerin çekilmesini talep eder; egemenlik ülke halkına geri verilmelidir. |
|